28 Kasım 2025
Tetra Pak'ta Doğadan Sorumlu Yönetici Martin Carlsson, "elmas-su paradoksu"yla ilk karşılaştığı anı hiç unutamadığını belirtiyor. Elmas neden kelimenin tam anlamıyla yaşamamız için vazgeçilmez olan sudan daha pahalıdır?
Bu, bugün daha da net hissedilen bir paradoks. BM, 2030 yılına kadar küresel tatlı su talebinin, arzı %40 oranında aşacağı konusunda uyarıda bulunuyor. Halihazırda 2 milyardan fazla insan su sıkıntısı yaşıyor*. Değer zincirinin her aşamasında suya bağımlı olan yiyecek ve içecek endüstrisi gibi, güvenilir tedarike bağlı endüstriler de bunun etkisini derinden hissediyor.
Martin düşüncelerini şu sözlerle ifade ediyor: "Su insanlar için hayati önem taşıyor. Topluluklar, ekosistemler ve faaliyetlerinde suya ihtiyaç duyan işletmeler dahil herkes için su bir vazgeçilmez. Ancak biz sanki su her zaman var olacakmış gibi davranıyoruz."
Onlarca yıldır su, genellikle karbon veya enerjinin gölgesinde kalarak, sürdürülebilirlik tartışmalarının arka planında yer aldı. Ancak temiz suya güvenli erişim, gezegenin kaynaklarına sürdürülemez bir yük getirmeden gelecek nesillerin güvenli ve yaygın şekilde beslenebilecekleri bir gelecek oluşturmak için çok önemli.
Martin için dönüm noktası, 2022 yılında gerçekleştirdiği Tetra Pak'ın ilk tam su ayak izi değerlendirmesi oldu. "Bu bir uyarıydı." diyen Martin şöyle söylüyor: "Bazı bölgelerde su sıkıntısı yaşanabileceğini tahmin ediyorsunuz. Ancak, su riskini tedarik yaptığımız, faaliyet gösterdiğimiz ve müşterilere hizmet verdiğimiz birçok ülkede de kırmızı renkle işaretlenmiş olarak gördüğünüzde, bunun uzak bir sorun olmadığının farkına varıyorsunuz."
Su yönetimi genellikle günlük alışkanlıklar ve seçimler hakkında farkındalık kazanmakla başlıyor. Martin, "Özellikle su sıkıntısı çeken bölgelerdeki birçok fabrikamızda, insanlara ‘suyu akıllıca kullanmayı’ hatırlatan kampanyalar görürsünüz.” diyor. Bu zihniyet, Tetra Pak'ın tüm operasyonlarında su tüketimini yönetme şekline de yansıyor.
Tetra Pak'ın su güvenliğini artırma çabaları, 2024'te başlatılan ve 2030'a kadar en iyi uygulama gıda prosesi hatlarında tatlı su kullanımını 2019'a kıyasla %50 oranında azaltmayı hedefleyen Doğa Yaklaşımı çerçevesinde yönlendiriliyor. Bu çerçeve, tedarikçilerle yakın etkileşim, kendi operasyonlarına yönelik doğrudan eylemler ve su verimliliği daha yüksek ürünlerin geliştirilmesi yoluyla Tetra Pak'ın değer zincirinde tatlı su kullanımının azaltılmasına yönelik net bir hedef ortaya koyuyor.
Martin, "Etkimizin çoğu, doğrudan faaliyetlerimizin dışında, değer zincirinin üretime veya satışa dönük kısımlarında oluşuyor. Bu, genel su kullanımını ve tatlı su kaynağına bağımlılığı azaltmak için tedarikçilere, müşterilere ve diğer paydaşlara ulaşmanın önemini vurguluyor." diye açıklıyor.
Tüm değer zincirini göz önünde bulunduran Tetra Pak, önemli miktarda su kullanan tedarikçilerinden su kullanımları ve kalitesi hakkında rapor vermelerini talep ediyor.
Müşterilerin de su yönetimine daha fazla dikkat ettiğini belirten Martin, "Bu konuda, sadece birkaç yıl içinde önemli bir değişim yaşandı. Müşterilerimiz, suyun verimli bir şekilde yönetilmesinin dayanıklılığı güçlendirmek, rekabet gücünü artırmak ve kesinti sürelerini en aza indirmek için çok önemli olduğunun farkındalar. Onların bu konuya daha fazla odaklanmaları, değer zinciri genelinde verimliliği artırmak için sinerji yaratabileceğimiz ve iş birliği yapabileceğimiz alanların giderek arttığını gösteriyor." açıklamasında bulunuyor.
İş birliği, elbette ilerleme kaydetmek için büyük önem taşıyor. Örneğin, Tetra Pak, Tayland'da süt ürünleri alanında bir bölge lideri olan Dairy Plus ile birlikte çalışarak su kullanımını %40 oranında azaltıp atık su sistemlerindeki yükü hafifleterek gelecekteki büyüme için alan yarattı. Yeni Zelanda'da ise Fonterra ile yürütülen bir projede, yüksek maliyetli tesis genişletmelerini ortadan kaldıran ve dayanıklılığı artıran yeni bir atık su arıtma sistemi hayata geçiriliyor.
Martin şu açıklamada bulunuyor: "Bu örnekler, suyun bizi müşterilerimizin karşılaştığı zorluklarla nasıl daha derinden bağladığını gösteriyor. Müşterilerimizin gıda proseslerini daha verimli hale getirmelerine ve bazı durumlarda su sistemlerini daha sürdürülebilir bir şekilde yönetmelerine yardımcı oluyoruz. Bu da, müşteri, yerel topluluklar ve bir öğrenme ortağı olarak bizim için değer yaratıyor."
Yönetimin önemli olmasının nedenlerinden biri, aynı anda birden fazla fayda sağlayabilmesi; gerçek bir domino etkisi yaratabilmesidir.
"Su, dış olay ve etkilerden kopuk değildir." diye belirten Martin, "Ormanları geri kazanırsanız karbonu tutarsınız, ama aynı zamanda su kalitesini iyileştirir ve sel riskini azaltırsınız. Enerji açısından verimli ekipmanlar geliştirirseniz, genellikle su tasarrufu sağlandığını da görürsünüz. Bu bağlantılar her geçen gün daha da netleşiyor." diye belirtiyor.
Bu karşılıklı bağlantılar, Tetra Pak'ın kendi verilerinde de ortaya çıkıyor. 2019'dan bu yana, milyon avro gelir başına metreküp olarak ölçülen toplam su yoğunluğu %22 oranında azaldı. Bu ilerlemenin büyük bir kısmı, başlangıçta enerji kullanımını azaltmak veya üretimi verimli hale getirmek için tasarlanmış projelerden kaynaklanıyor. Kazanımlar su alanına da yansıyor ve bir soruna yönelik çözümlerin diğer sorunlara da nasıl olumlu etki yapabileceğini gözler önüne seriyor.
Bilim temelli çerçeveler de işletmelere daha net bir rehberlik sağlıyor. CDP, 2023 yılında ilk su beyanı anketini uygulamaya koydu ve Tetra Pak iki yıl üst üste A- puanı aldı. Bilim Temelli Hedefler Ağı (SBTN-Science Based Targets Network) ve Doğayla Bağlantılı Finansal Beyanlar Görev Gücü (TNFD-Taskforce on Nature-related Financial Disclosures) gibi standartlar da ilgi görmeye başlıyor ve giderek daha fazla şirketin güvenilir, karşılaştırılabilir hedefler belirlemesine yardımcı oluyor.
Martin, "Bizim için bilim, güvenilir eylemlerin temelini oluşturuyor. Su konusu çok yerel ve bağlama özgü olduğu için, özellikle su ile ilgili çerçeveler hâlâ gelişme aşamasında. Ancak bilimsel veriler kesinleştiğinde, kararlı bir şekilde harekete geçmeye hazır olmak istiyoruz. Su yönetimini uzun vadede güvenilir kılacak olan budur." diyor.
Somut sonuçlar elde etmek için çalışmaların kapsamını genişletmek önem taşıyor. Martin, "Şurada burada yapılacak olan optimizasyonlar, hâlâ düşüş eğiliminde olan eğriyi tersine çevirmek için yeterli değil. Ölçek büyütmemiz gerekiyor. Çok daha fazlası için ve çok daha hızlı bir şekilde." diye vurguluyor.
Özellikle su sıkıntısı ve finansal sorunların bir arada olduğu bazı bölgelerde hızlı bir şekilde harekete geçiliyor. Güney Avrupa ve ABD'nin bazı bölgeleri, düzenlemeler ve pazar talebinin etkisiyle su tasarrufu sağlayan teknolojilere büyük yatırımlar yapıyor. Bu öncülerin yaptıkları, nelerin mümkün olduğunu gösteriyor ve onların kaydettiği ilerleme, başka yerlerdeki hedeflerin yükselmesine katkıda bulunuyor.
Su sıkıntısı çeken ancak kaynakları daha az olan bölgelerde ise daha büyük zorluk yaşanıyor. Martin, "İşte bu noktada iş birliği büyük önem kazanıyor. Finans, teknoloji ve bilgi birikimini bir araya getirerek, çözümleri sadece en kolay yerlerde değil, her yerde uygulayabilmek önemli." diye belirtiyor.
Martin'i yıllar önce hayrete düşüren elmas-su paradoksu, su yönetiminin neden dayanıklı gıda sistemlerinin, toplulukların ve işletmelerin merkezinde yer aldığını ortaya koyuyor.
*UN Water, 2023 SDG İlerleme Raporu