Roberto Franchitti
GELECEK İÇİN GIDAYA DİKKAT ETMEK

Roberto Franchitti ile Soru-Cevap

Roberto Tetra Pak'a 2007'de katıldı ve bugün Tetra Pak satışlarının yaklaşık yüzde 90'ını temsil eden Karton Değeri ve Ekonomisi platformumuzun geliştirme ve mühendislik ekibinin başında. Burada, Tetra Pak'ın gıda israfını nasıl azalttığı ve müşterilerimizin faaliyetlerine ilişkin etkileri azaltmanın nasıl büyük bir fark yarattığı üzerine konuşuyoruz. ​

2018-09-03

Ne yaptığınızı bize kısaca anlatabilir misiniz?

Esas olarak teknik personelden ve makine mühendisleri, kimyacılar, yazılım mühendisleri ve diğer alanlardan oluşan bilim insanlarından meydana gelen 600 kişilik bir ekibin başındayım. İşimiz, Tetra Pak paketleme çözümleri, yani insanların evlerindeki buzdolaplarındaki karton kutuların yanı sıra müşterilerimizin üretim tesislerinde bulunan tüm ambalaj ekipmanını tasarlamak ve üretmek. Bu da sadece sıvı gıdaya yönelik kartonlar yapmadığımız, aynı zamanda bu gıdayı kartonlara güvenli, verimli ve mümkün olduğunca az israfla koyan ekipmanı da ürettiğimiz anlamına geliyor.  

Tetra Pak’ın gıda israfı konusundaki hedefi nedir?

Şirketimizin hedefi, gıda israfını azaltmayı temel alıyor. Varlığımızın ve neden bu kadar başarılı olduğumuzun nedeni burada yatıyor. Örneğin sütü ele alalım: Yüksek derecede besleyici ve kolayca bozulabilirdir. Ambalajlarımızdan biriyle paketlediğinizde, soğutma ve bozulma olmadan uzak mesafelere, hatta başka kıtalara taşıyabilirsiniz. Bu da bozulmadan tüketilme ihtimalinin çok daha yüksek olacağı anlamına gelir. SDG 2, açlığın sonlandırılmasına ilişkindir. Tetra Pak'ın işlemleri ve ambalajlaması sayesinde, müşterilerimiz ücra bir köye bile uygun fiyatlı, besleyici gıda tedariki sağlayabilmektedir. Bu örnek, Tetra Pak'ın neden 67 yıl önce, şirket kurulurken yararlı olduğunu, günümüzde neden hala yararlı olmayı sürdürdüğünü ve gelecekte daha da yararlı olacağını ortaya koymaktadır.

Departmanınız için sürdürülebilirlik ne anlama geliyor?

Sürdürülebilirlik hakkında konuşurken 360 derecelik bir bakış açısıyla bakıyoruz. Bu da işimizin ve müşterilerimizin işlerinin, faaliyetlerimizin, çalışanlarımızın ve tüketicilerin ve elbette gezegenimizin sürdürülebilirliği hakkında konuştuğumuz anlamına geliyor. Bizim için sürdürülebilirlik sadece sürece ve gıda ambalajlamaya yardımcı olmak değildir; ekipmanı tasarım şeklimizden nasıl çalıştığına, çalışma ömrü enerjisine ve su kullanımına dek, işimizle bağlantılı her şeyle ilgilidir. Aynı zamanda, üretim sırasındaki etki, seçeceğimiz malzeme ve ekipmanı monte etme ve taşıma şeklimiz hakkında düşünmek demektir.

Platformunuzun sürdürülebilirliğine yönelik iyileştirmeleri nasıl yapıyorsunuz?

Ekibim yeni bir ekipman parçası geliştirmeye başladığında, 'ürün gerekliliklerini iki ana kategoride tanımlarız: gıda kalitesi ve performans. Performans kategorisi giderek artan bir şekilde sürdürülebilirliğe odaklanıyor ve makinelerimizin daha az enerji ve suyla, daha az atık yaratarak daha hızlı çalışmasını sağlıyor. Sistemin tümünü sürekli olarak izliyor ve en küçük bir iyileştirme fırsatını kolluyoruz. Örneğin, yakın zamanda önceki sürümünün yaklaşık iki katı hızla, saatte 40.000 paket üretebilen Hyperspeed Dolum Makinesini piyasaya sürdük. Bazı müşterilerimiz sadece bir dolum hattında günde 950.000 paket üretiyor. Dolayısıyla enerji kullanımı, CO2 çıktısı veya diğer herhangi bir konuda paket başına %0,01'lik 'küçük' bir iyileştirme yaptığımızda, sonuçta büyük bir fark oluşuyor.

Sürekli olarak küçük iyileştirmeler aramanın arkasındaki itici güç nedir?

Sürdürülebilirlik konularındaki farkındalık ve ilerleme isteği, toplumdan yasa yapıcılara ve pek çok müşterimize, eskisine kıyasla çok daha yüksek. Küresel hesaplarımızın gündemi kesinlikle sürdürülebilirlik perspektifinden belirleniyor. Dolayısıyla, bu motivasyonun bir kısmı. Diğer bir kişisel itici güç ve benim gözlerimi açan şey de Sürdürülebilirlik Forumuna katılmak oldu. Sürdürülebilirliğin işletme açısından Tetra Pak ve müşterilerimiz için ne kadar anlamlı olduğunu kavradım. Örneğin, sistemlerimizde bu marjinal kazanımları sağladığımızda bunların etkilerini azaltıyoruz, müşterilerimizin tasarruf etmesini sağlıyoruz, gıda israfını azaltıyoruz ve SDG'lere katkıda bulunuyoruz.

Sürdürülebilirlik çabalarınıza ilişkin olarak karşılaştığınız temel güçlük nedir?

Sürdürülebilirliğin açık bir küresel hedefi olmasına rağmen, belirli zorlukları Kuzey Amerika'dan Güneydoğu Asya'ya ve Batı Avrupa'ya, dünyanın farklı yerlerinde farklılık gösteriyor. Tüm bu görevleri anladığımızı düşünmek yanlış, çünkü bölgeden bölgeye sürekli olarak değişiyorlar. Örneğin, Japonya ilerlemeci ve olgun bir ekonomiye sahip, ancak demografik zorlukları da söz konusu. Çok sayıda yaşlı yurttaşları tek başlarına veya çift olarak yaşıyorlar ve bir litrelik süt kutusunu bozulmadan bitiremiyorlar. Bu da gıda israfı demek. Japonya'daki müşterilerimizle, ambalajları tüketici ihtiyaçlarına göre en iyi hale getirmek üzere çalışıyoruz. Başarılması gereken doğru koşullar için doğru yanıtı bulmak.

Bize anlatabileceğiniz herhangi bir heyecan verici ortaklık var mı?

2017 yılında, ABD'deki sürdürülebilir bir şişe su şirketi olan Just Water, ambalajları için Tetra Pak'ı seçti. Bu tür değerlere sahip bir şirketin bir Tetra Pak sistemini seçmesinden dolayı son derece gururluyum. Just Water şişeleri yüzde 82 oranında bitkisel kaynaklıdır, kağıtları ağaçlardan elde edilmiştir ve kapağı ve kutu omzu şeker kamışındandır. Bu da karbon emisyonlarında standart bir plastik şişeye kıyasla yüzde 74 azalmaya karşılık gelir.

Önümüzdeki yıla dair sizi en çok heyecanlandıran şey nedir?

Dünyanın gıda paketleme sorunlarından bazılarını ciddi bir şekilde çözmeye çalışmamız gerektiği için heyecanlıyım. Kimliğimizden dolayı bir sorumluluğumuz var ve gerçekten fark yaratmak için gereken kaynaklara, yeteneğe ve motivasyona sahibiz. Ekibimde, sürdürülebilirlik gündemin en üst sırasına yükselmiş durumda.